Yazılı Medya


Kobiden Gazetesi Haberimiz.

Borsayı bıraktı Solucan Gübresi üretti…

Burçin Karababa, İstanbul Üniversitesi’nde jeofizik mühendisliğini bitirip, işletme masterı yaptı. Uzun bir süre para piyasasında, borsada çalıştı. Daha sonra holdinglerin finans bölümlerinde görev aldı. 2000 yılında kızının dünyaya gelmesi ise Burçin Karababa’ya kendi işini kurdurdu. Kızına sağlıklı organik sebzeler yedirmek isteyen Karababa, ilk önce kendi mutfağında üretmeye başladığı solucan gübresi için 2005 yılında şirket kurdu. 1 milyon 350 bin dolarlık yatırım yaptı. Şimdi Mersin ve Manisa civarında üretim yapmaya hazırlanan Karababa, solucan gübresini sadece çiftçilere değil, evde çiçek yetiştirenlere de satmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda büyük bir marketle anlaşan Burçin Karababa, bir ve 5 kilogramlık geri dönüşümlü torbalarda gübreyi evlere de ulaştıracak. İşe 500 solucanla başlayan Karababa’nın şu anda 45 milyon solucanı gübre üretiyor. Genelde şarap üretiminde kullanılan üzümlerin yetiştirilmesi ve seralarda kaliteli üretim yapılması için kullanılan solucan gübresi, tamamen organik olması ve bitkinin aromasını korumasını sağlıyor.

Annesi zirai ilaçlar satan, babası ziraat mühendisi olan Ekosol Genel Müdürü Burçin Karababa, borsanın seans salonlarından solucan çiftliğine uzanan girişimcilik hikâyesini KOBİDEN okurları ile paylaştı.

Solucan gübresi üretme fikri nasıl doğdu?

Aslında İstanbul Üniversite’sinde jeofizik mühendisliği okudum. Üstüne işletme masterı yaptım. Uzun yıllar para piyasasında, borsada çalıştım. Çok stresli bir işti, mide kanaması geçirdim. Ondan sonra holdinglerde finansman bölümünde çalıştım. Çok da iyi işler yaptık. Ama solucan gübresi üretme fikri 2000 yılında kızımın doğumuyla ortaya çıktı. Çocuğumun sağlıklı beslenmesini istiyordum. O yıllarda marketlerde ekolojik ürünler bu kadar yoktu. Ekolojik pazarlar henüz kurulmamıştı. Evimin bir köşesini organik üretime ayırdım. O dönemde tesadüfen yurt dışında çalışan bir arkadaşımız bana bir içerisinde sebzelerin olduğu bir sepet getirdi. Sepetin içindekilerin olağanüstü lezzet ve aroması vardı. Sepet bana Moldova’dan gelmişti. Getiren arkadaşım da yabancıydı. Lezzetin sebebini sordum. ‘Bizim orada her şey solucan gübresiyle yetiştiriliyor’ dedi. Son derece enteresan geldi. 2000 yılında kalkıp Moldova’ya gittim. Gübrenin nasıl yapıldığını gördüm. Burada kıymetli olan solucan. Bütün toprak solucanları bu işi yapmıyor. Solucanın özel olması gerek. Babam ziraat mühendisi, Ankara’da annemin de zirai ilaçlar satan bir eczanesi vardı. Çocukken okul çıkışı annemin eczanesine giderdim. O kesif kokuyu unutamam. Hatta annemin yıkadığı sebze ve meyveyi o yıkadıktan sonra bir kez de kendim yıkardım. Bütün bu bilgilerin ışığında bu işe girmek istedim. Ama o dönemde Türkiye’de bu işi kimse yapmıyordu. Tarım Bakanlığı ve ziraat mühendisleri bu işi bilmiyorlardı. Araştırmalarım sonucunda solucan gübresinin 50 yıldır Avrupa’da kullanıldığını öğrendim. Ama canlı hayvan ithalatı yapmak yasak olduğu için araştırma yapmak zorundaydım ve 2005 yılına kadar kulağımın üstünde yatmak zorunda kaldım.

Peki şirketi ne zaman kurdunuz?

2005 yılında firmayı kurduk. Zaten o dönemde kızım büyümüştü. ‘Solucanları nereden toplarım’ diye düşünmeye başladım. Orman tabanından alayım dedim. Solucanlar güneş olmayan, serin ve rutubetli yerlerde yaşıyorlar. Buradaki çalışmalar orman tabanına zarar verdiği için Orman Bakanlığı’nın izni gerekiyor. Önce Tarım Bakanlığı’ndan ve Orman Bakanlığı’ndan izin almak gerekiyor. Sonra muhtarlıklardan izin alarak, solucan toparlamaya başladık. 500 solucanla işe başladım. Evimin her bir köşesine laboratuar kurdum. Akvaryumlarda solucanlar neyle besleniyor, ne kadar yaşıyor, ne kadar ürüyor, ne kadar yumurta bırakıyor ve bu yumurtaların ne kadarı yaşıyor gibi çalışmalar yaptım. Keyifliydi. Solucan gübresi zaman içinde kompostla birleşti. Öyle bir hale geldi ki evimden artık mutfak çıktısı atmaz hale geldim. Türk mutfağı çok yoğun organik çöp çıktısı olan bir özelliğe sahip. Hem yemek öncesi hem yemek sonrası ciddi bir çöp çıktımız olduğunu fark ettim. Solucanlar da bunu keyifle tüketiyorlar. Böylece karşıma iki proje çıktı. Geri dönüşüm halkasında önemli bir zincir; evsel atıklar. Evsel atıkları değerlendirdik, oradan gübre oldu, gübreyle toprağa karıştı, sonra tekrar soframıza geldi. Koskocaman bir döngünün, iki büyük çemberinin önümde olduğunu fark ettim. Bu işe çok ciddi olarak başladım. Her şeyi yalnız başına yaptım. Yurtdışında böyle bir projeye başladığınızda daha ciddi destekler alıyorsunuz. Benimle birlikte bu işle ilgilenen iki biyolog arkadaşım var. 2 seneden beri yüksek verim elde ettik ve büyüme trendine girdik.

Nerede üretim yapıyorsunuz?

İstanbul’da Beykoz Hüseyni Köyü’nde, bin 500 metrekarelik bir tesisimiz var. Solucan gübresi son derece kıymetli, solucan da çok hassas. 45 milyon solucanımız var. Yıl içinde her solucandan 7 solucan çıkıyor. Solucanı yaşatmak çok kolaymış gibi geliyor. Ama öyle değil. İklim şartlarından ve ani hava değişikliklerinden etkileniyor. Yediği besinin kalitesinden de etkileniyor. Bunun nedeni sindirim sisteminin hassas olması.

45 milyon solucanla ne kadar gübre üretebiliyorsunuz?

Bu işe verimli anlamda başladığımız 2007 senesinde 20 ton gübre üretmiştik. Şu anda yaklaşık 550 ton gübre üretiyoruz. Hedefimiz bu rakamın üzerine çıkmak. Yani örnek vermek gerekirse, domates üretiminde bir dekara 25 kilogram solucan gübresi kullanmak gerekiyor. Ürettiğimiz 550 ton çok mütevazı bir rakam. Türkiye çok geniş bir pazar. Her şeyin ötesinde bu sosyal bir iş. Çiftçinin hasat zamanı kendi atıkları oluyor. Çiftçilerle bir arada onlara solucan gübresi için gereken kompost yapmayı öğretelim. Her çiftçi kendi gübresini üretsin. Asıl hedefimiz bu. Benim ülkem bir tarım ülkesi ama üre dahi yurtdışından geliyor. Artık bu paraların ülkede kalması lazım. 2012′de 450 – 500 milyon solucanlık kapasiteye ulaşırız. Bin ton üzerine rahatlıkla çıkarız. Protein kaynağı olduğu için ürünü kanatlı hayvan ve balık üreticilerine vermeyi planlıyoruz


Tarım Türk Dergisi Haberimiz…

 

Verimsizleşen Toprağa Alaternatif çözüm:  EKOSOL SOLUCAN GÜBRESİ


Uzun zamandan beri, , Türk çiftçisi daha çok mahsül alabilmek için topraklarını kimyevi gübre ve zirai ilaçlar ile kirleterek verimsizleştirdi. Bitki, tabiatı gereği büyümek için fotosentez yapmaya, bunun içinde topraktan alacakları makro ve mikro elementlere, havadan ve sudan alacakları azota ve topraktan  takviye edecekleri azota ihtiyaç duyar bu büyüme esnasında bulunduğu ortamdaki topraktan bitki besin elementlerini kökleri vasıtasıyla çekip kullanır. yeniden aynı yerde, aynı verimde ürün alabilmek için bitkinin kullanmak suretiyle topraktan eksilttiği değerlerin yerine koonulması gerekmektedir. Eksilen elementler, birsüre kimyeviler ile desteklensede zaman içerisinde toprak kusma noktasına gelir. Topraksüratle kimyasal gübrelerle verimsizleştiği şu günlerde toprakların yeniden yaşar hale getirilmesi şart. bu noktada 2005 yılında faliyete başlayan Ekosol Farm Tarım ve Hayvancılık Sanayi Ticaret LTD.ŞTİ kurucusu Burçin karababa, solucanların mucize yaratıklar olduğuna ve geleceğimize yön vereceğine inanıyor. Tarım ile iç içe bir yaşamın neticesinde Ekosol farm Solcuan Gübresini Türk tarımıyla buluşturmuş. Tarımın Türkiye ekonomisinin lokomatifi olması gerektiğini söyleyen Karababa, ” Topraklarımızda organik madde miktarı yok denecek kadar az. Önceliği topraklarımızdaki  organik madde miktarına vermeliyiz.bu vesile ile hem ürün miktarı hemde kalitesi hızla artacaktır. Solucan Gübresi 50 yıldır Dünyanın tarımda gelişmiş birçok ülkesinde kullanılmaktadır. Özel bir solucan olan kırmızı kaliforniya solucanının gübresi, bu üstün nitelikle gübre özelliğine, solucanların sindirim sistemleri ve yüzeylerindeki sölom sıvısı sayesinde ulaşır” dedi.

Neden Ekosol farm Solucan Gübresi ?

Varoluş sürecinin başından beri hayatta kalabilecek bir yapıya sahip olan solucanlar, bunca zamandır hayatta kalabilmeleri, bağışıklık sistemlerinin güçlü olabilmesinden kaynaklanıyor. Sistemin gücüde solucanların vicut sıvıları (sölom sıvısı )  ve hücreleri ile mümkün. Solucanların sindirim sisteminde, çok sayıda mikroorganizma taşıyan, azot fiksi elde eden bakteriler ve antibiyotik etkisi yaratabilecek doğal büyüme hormonları ve enzimler bulunuyor. Solucanların hareket kolaylığı sağlamak ve toprakta bulunan milyonlarca zararlı bakteriden korunmak için yani hastalanmamak için sölom sıvısı salgıladığını söyleyen Karababa şunları söyledi:  ” İşte Mucizenin Tanımı Budur. Solucanlara verilen sıvılar, solucanlara verilen mamalar, solucanların bu doğal sindirim sistemlerinden geçerken bu enzim ve  bağırsak faliyetleri sonrası ortaya çıkan dışkı yani vermikest, parçalanma gerektrmeyen bitkinin alabileceği formda yoğun besin elementleri yüklenerek çıkar. Sölom sıvısı sayesindede kök ve kök çevresindeki hastalıklara (nematod, fusariyum) karşı direnç sağlar. Bu direnç ve besinler kök solucanları ve ana kök tarafından bitkiye aktarılır. organik maddece zengin bu doğal gübre sayesinde dirençli ve kaliteli ürünler elde edilir. “

Solucan Gübresi Kalite Verimlilik Artışı Sağlıyor

Solucan gübresinin tüm bitkilerde kullanıldığına, kalitede ve ürün miktarında artış sağladığını söyleyen Ekosol Tarım ve Hayvancılık Ltd Şti. Kurucusu Burçin Karababa, “Kaliteli, bol ve dirençli bir ürün almak için önce kökün sağlıklı olması gerekir. Ekosol farm Solucan Gübresi bitkinin kök yani vejetatif organ gelişimini arttırır güçlendirir ve hastalıklara karşı direnç sağlar. Solucan Gübresinin düzenli kullanılması halinde kimyevi gübre ve zirai ilaç kullanım ihtiyacı zaman içerisinde azalır. Zirai laç kullanımı azalacağı çin ve solucan gübresindeki enzimlerin zararlara karşı baskılayıcı tutumu nedeniyle toprakta yararlı bakteri ve mikro organizmalarda artış gösterir.Toprağın organik madde muhtevasını arttırdığından toprağın tekstürünü iyileştirir” dedi. Azot, fosfor, potasyum ve çinko gibi bitki besin elementlerini toprakta çözünür hale getirerek bitki tarafından alımını kolaylaştırdığını anlatan Karababa “solucan Gübresi İçindeki değerli bitki besin elementlerinin suda çözünürlükleri fazladır ve bu besinleri düşük hızla ortama bıraktıklarından bitki daha uzun süre beslenir. Bu da çiftçimiz için daha az gübre kullanmaya ihtiyaç duyma demektir. Toprağı su tutma kapasitesini arttırır, toprakta uzun süre kalır ve beslenmeye devam eder. Tüm bunların sonucu olarak kaliteli ürün, erkencilik, gerçek aroma, dayanıklılık, direnç, kök gelişimi, toprakta salık ve direnç sağlayan bu gübrebu özellikleri nedeniyle yeni çağ gübresi olarak bu ismi hak etmiştir” dedi.


FOCUS Dergisi Haberimiz.

Ekosol, solucan gübresiyle verimi arttırma hedefinde


EKOSOL Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Genel Müdürü Burçin Karababa, firma olarak solucan gübresi ürettiklerini belirterek, kimyasal gübreyle verimsizleşen toprağa yeni bir alternatif sunduklarını vurguladı. Karababa, “tarıma elverişli arazilerimiz çok, ancak buralarda verim kimyasallar nedeniyle heryıl biraz daha düşüyor. Topraklarımızda organik madde miktarı yok denecek kadar az. Önceliği topraklarımzdaki organik madde miktarının artışına vermeliyiz. Bu vesile ile hem ürün miktarı hem de kalitesi hızla artacaktır” dedi.

Firmalarının ikibinbeş yılında faliyete geçtiğini anımsatan Karababa, 4 yıl boyunca solucan sayılarını arttırmak ve gübre kalitesinde nihai sonuçlara ulaşmak için çalıştıkların, 2009 yılında da gübrelerini çi,ftçi ile buluşturduklarını vurguladı. Bu dönemde solucan gübresinin kalitesini test ettiklerini ve geri dönüşlerin olduğunu gördükten sonra 2010 yılında süratle satışlara başladılkarını anlatan Karababa, ” şu an 50 Milyon solucam türk tarımına ve topraklarımıza üstün kaliteli gübre üretmek için çalışıyor.

Türk tarımının geleceğini bu ürün şekillendirecek” diye konuştu.

Karababa, ” Özel bir solucan olan kırmızı kaliforniya solucanının gübresi solucan ların sindirim sistemlerindeki çok sayıdaki mikro organizma taşıyan bakteriler ve azot fikse eden bakteriler sayesinde oluşturuluyor. Solucan lar hareket kolaylığı sağlamak ve toprakta bulunan milyonlarca zararlşı bakteriden korunmak için bir tür enzim salgılıyor. bu enzim ve bağırsak faliyetleri sonrası ortaya çıkan dişkı yani fermikest ileri parçalama gerektirmeyen bitkinin alabileceği formda yoğun bitki elementleri içeriyor” şeklinde konuştu. Ürünlerinin kullanıldığı yerlerde bitkilerin daha fazla geliştiğini savunan Karababa, “solucan gübresi mikro elementer enzim, doğal büyüme hormonları ihtiva ettiği gibi aynı zamanda sölamik sıvısı ve bağırsak enzimleri ayesinde gübreye, bitkinin toprakati diğer zararlı bakterlere karşı direnç sağlama özelliği katıyor. solucan gübresi içindeki değerli bitki besin elementlerinin suda çözünürlükleri fazla olduğu için ve bu besinleri düşük hızla ortama bıraktığından bitki daha uzun süre besleniyor. bu durum kullanılan gübre miktarındada azalmaya sebep oluyor” dedi.

Firmalarının 2010 yılında iyi bir satış grafiği yakaladığını anlatan Karababa, 2011 yılı için bintonun üstünde bir satış hedeflediklerinin bulunduğunu aktardı.bu arada sıvı solucan gübresi ilgili ilede çalışmalarının bulunduğunu sözlerine ekleyen karababa, “2012 yılında iseiki farklı bölgede işletmelerimiz devreye girecek. 15bin metrekarelik kapalı alanda, 3milyon dolarlık yatırımladevreye girecek olan işletmelerimiz sayesinde hedeflerimize daha kısa sürede ulaşıcağımızı düşünüyorum” dedi.

 

 

Küresel Anahaber Gazetesi Haberimiz…

 

EkosolFarm’ın hedefi, solucanları da çiftçi ile tanıştırmak

2005 yolında kurulan Ekosol Tarım ve Hayvancılık .LTD. ŞTİ, 2010 yılında tük çiftçisini solucan gübresi ile tanıştırdı. Şirketin kurucusu jeofizik mühendisi Burçin karababa solucan gübresi ile çiftçinin daha az gübre kullanmaya iht,yaç duyduğunu söyledi.


1968 doğumlu ziraat mühendisi babanın ve zirai ilaç mühendisi annenin kızı olan jeofizik mühendisi Burçin Karababa, 2005 yılında Ekosol Tarım ve Hayvancılık Sanayi Ticaret Ltd Şti. Kurdu. Ekosol Tarım ile 2010 yılında türk çiftçisini solucan gübresi ile tanıştıran Burçin karababa, topraklarımızın süratle kimyasak gübrelerle verimsileştiğini söyledi. Çiftçilerin her geçen gün yeni arayışlar içerisinde olduğun söyleyen Burçin karababa, bundan hareketle son olarak sektöre solucan gübresi soktukarını söyledi Burçin karababa, 20 Milyon solucanın üstün kaliteli gübre üretmek için çalıştığı solucan çiftliğinde ürettiğ solucan gübresinin, aslında 50 yıldır dünyanın birçok ülkesinde kullanılmakta olan bir gübre olduğunu kaydetti.

Bu gübrenin içerisindeki bitki besin elementlerinin %97 sinin ve özellikle N,P,K  nın bitki tarafından büyüme sırasında alına bilir forda olduğunu belirten Burçin Karababa ” bu yüzdenidir ki yapılan tüm denemelerde bitkinin kök ve vejetatif organ gelişimi diğer gübrelere oranla %30 daha fazla olduğu gözlenmiş. Solucan gübresi micro elementer enzim, doğal büyüme hormonları ihtiva ettiği gibi aynı zamanda ‘sölomatik sıvısı’ ve bağırsak enzimleri sayesinde bitkiye, bitkinin topraktaki diğer zararlı maddelere karşı direnç sağlama özelliği katıyor. Solucan gübresi içerisindeki değerli bitki besin elementlerinin suda çzöünürlükleri fazla ve bu besinleri düşük hızla ortama bıraktıklarından bitki daha uzun süre beslenir. bu da çiftçinin daha az gübre kullanma ihtiyacı duyacağı anlamında geliyor”  dedi.

solucan gübresinin toprağın su tutma kapasitesini arttırdğını , bitki köklerindeki saçaklanmayı hızlandırdığını anlatan Burçin karababa, yeni çağ gübresi olarak adlandırılan söz konusu gübrenin özelliklerini şöyle anlattı:  ” Solucan gübresi toprağın su tutma kapasitesini arttırıyor bitki köklerindeki saçaklanmayı. Toprağın organik madde muhtevasını arttırdığından toprağın tekstürünü iyileştiren, azot, fosfor, potasyum, çinko gibi bitki besin elementlerini toprakta çözünür hale getiriyor. Böylece bitki tarafından alımını kolaylaştıran, toprakta uzun süre kalan, topraktaki zararlı bakterilere karşı direnç sağlayan bu madde, söz konusu özellikleri nedeniyle yeni çağ gübresi olarak bu ismi hak etti.”

- Hedefimiz Çiftçiyi Solucanlarla buluşturmak

Solucan sayılarının 50 milyona ulaştığında, solucan larıda çiftçilerle buluşturacakların belrten Burçin Karbaba, “Böylelikle çiftçiler tarla çıktısı, döküntüsü, anızı ve birazda hayvan dışkısıyla oluşturulacak mamayı solucanlara verecekler. Böylece çiftçiler kendi bübre ihtiyaçlarının en azından bir bölümünü kendileri karşılayabilecekler.” dedi.

Gübrede yurt dışına olan bağımlılığın zamanla azalacağını kaydeden Ekosol Tarımın Sahibi Burçin karababa, özel bir solucan olan ‘ Kırmızı Kaliforniya Solucanı Gübresi nin ‘ bu nitelikli bübre özelliğine; solucanların sindrim sistemlerindeki çok sayıdakimikro organizma taşıyan bakteriler, azot fiksi eden bakterler sayesinde bulaştığını anlattı. “solucanlar hareket kolaylığı sağlamak için ve toprakta bulunan milyonlarca zararlı bakteriden korunmak için yani hastalanmamak için bir tür enzim salgılıyorlar. bu enzimle bağırsak faliyetleri sonrası ortaya çıkan dişki yani fermikest ileri parçalanma gerektirmeden bitkinin alabileceği formda yoğun bitki elementleri içeriyor. ” diyen Burçin karababa toprakların, yenilenmeye, organik madde miktarlarının arttırımasına ihtiyaç olduğunu belirtti. Ürün kalitesinin ve ürün miktarının her geçen gün azaldığına vurgu yapan Burçin Karababa sözlerini, “Organik bir yaşam için adımlarımızı sıklaştıralım. ” diyerek tamamladı.


Referans Gzetesi Haberimiz…


Finansa Yüz Çevrip kendi yollarını Seçtiler.

“Benim Yerim Doğa Deyip” Solucan Gübresi Üretmeye Başladı…

Jale Balcı Eser Pınar Basralı, bahar Basralı , Burçin karababa, feyza Fidan ve Nilay Cinisli. Ortak yöanları yaptıkları işin ağırlığı ve sitresinden sıyrılıp kendilerini yenibir maceraya atmaları. Kimi krizlerle birlikte artan iş sitresinden kurtulmak için yemek kitabi yazıp restoran açtı, kimi dedesinden gelen şekercilik geleneğinide sürdürerek kişiye özel hediye tasarlaa iişine girdi, kimi pastacılıkta uzmanlaştı, kimi ise solucan gübresi üretmeye başladı.

Burçin karababa bir kadın girişimci…

İş hayatına para piyasasınıngöbeğinde Broker olarak başlayan Burçin karababa geçirdiği mide kanamasının ardından “Bünyen bu sitrese dayanamaz” diyen doktorunun öğüdünü dinledi ve tarıma yöneldi. Karababa 80bin TL yatırımla İstanbul yakınlarında kurduğu çiftliğinde 15milyon solucanla solucan gübresi üretiyor…

Önümüzdeki günlerde yapı market raflarında yerini alıcak olan solucan gübresini ve evsel atıkar için özel  üretilen kutuları (kompost box)  pazara verecek olan Karababa ” ben bir hayalin peşinden gittim, doğaya döndüm. Türkiye’nin geleceğinin tarımda olduğunu gördüm ona yatırım yaptım…” diyor. Karababa’nın hikayesi birçok insanın hayalini kurduğu nitelikte. 1968 doğumlu Burçin Karababa bir zamanlar DSP Genel Başkanığı yapmış olan Necdet Karababa’nın kızı. istanbul ünv. Jeofizik Mühendisliğini bitirdikten sonra uzun süre para piyasalarında çalışam Karababa’nın hayatını brokerlik yaptığı esnada geçirdiği bir mide kanaması değiştirmiş. Kemere yerleşip bir dalgıçlık okuluna ortak lan Karababa, daha sonra ise Ankara’ya kurumsak dünyaya geri dönüyor ancak doğaya olan özlemi dinecek gibi deyildir. özel firmada üst düzey yöneticilik yaptığı sırada katıldığı br iş gezisinde ise olan olur… Otelin camından etrafı izlerken, “Ağaç, orman, deniz… ben bunarın arasında olmalıyım” der  ve araştırmalarına başlar. Moldavalı bir kadından aldığı lezzetli bir turp ise değişimin sembolü olur. ” kadın bana onun turp değil şeker pancarı olduğunu söyledi bende hadi canım böyle lezzetli olmaz şeker pancarı dedim. ancak daha sonra solucan gübresi ile yetiştiğini anlattı ve bölgede çok yaygın kullanıldığını duyunca merak edip araştırdım. Daha sonra ise atladım Moldova’ya gittim” diyen Karababa orada işin inceliklerini öğrenir.

Solucanları Mutfakta Besledi

Yola 50 adet solucanla çıkan Karababa mutfağında başlar solucanlarla yaşama. ” Mutfakta onlara özel bir kutu yaptım. Yaşam Koşullarını neye duyarlı olup olmadıklarını incelemeye başladım. Hertülü evsel atığı yediklerine şahit oldum ” diyor.ABD ‘de bu işin devlet eliyle yapıldığını belirli bölgelerde evsel atıkları kontrol etmek için her eve belirli sayıda solcan dağıtıldığını belirten Karababa Türkiye’de zorluklarlada karşılaşır.

Tarım bakanlığına faydalarını anlatmak için kapı kapı gezer. ” Solucanlar hertürlü evsel atıkları yer ve bunu kıymetli bir gübreye dönüştürür. Bu gübre toprağın kimyasal atıklardan arınmasını PH dengesinin korunmasını, verimin %30lar seviyesinde artmasını (25 günde verim alınıyor) bitkinin hava şartlarından korunmasını sağlayan bir mucize gibi.

bende bu işi önemine inandığım için yaptım şu anda tarım müdürlüklerimiz bu konuyla ilgili çalımalara başladılar. Kıbrıs tarım bakanlığıda çalışma yürütüyor, her hafta kültür sonuçlarını benimle paylaşıyor” diyen Karababa, gerekli olan izinleri aldıktan sonra ise çevresninde desteğiyle açar çiftliğini. gerekli olan çiftlik, ofis gibi malzemeleri çevreden tein eden, hurdalıktan bile malzeme alan Karababa bu işin nasıl yapıldığının çevresine anlatmak için bir el kitabı üzerinede çalışıyor önümüzdeki aylarda yapı marketlerde yer alacak gübrenin kilosu ise 2 TL olacak.

 

Çocuğu için organik beslenme çabası solucan işine soktu

Kızı Derinsu 2000′de dünyaya geldiğinde hayatı daha önce hiç düşünmediği, planlamadığı şekilde değişmeye başlar. Bir nevi, annelikle birlikte hayata tekrar ‘merhaba’ der. Kızı ek gıdalara geçer. Zararlarını bildiği için hormonlu, sağlıksız gıdalarla bebeğini beslemek istemez. Bu konudaki hassasiyetini ‘öncelikli vazifem’ diye nitelendirir hep. Önce organik balkon bahçeciliği yapar. Ancak organik tohuma, gübreye ulaşmak günümüz şartlarına göre çok zordur. Çiçeği burnunda anne zaten organik yetiştiricilik bilgisinden de hayli uzaktır. Ama her daim araştırmaları devam eder. Amacı çok sevdiği kızına en sağlıklı, en doğal yiyecekleri yedirebilmektir. Moldova’dan gelen arkadaşının bir sepet dolusu sebze-meyve getirmesiyle de değişimin ilk ışıkları kendini gösterir. Çünkü bu kıymetli hediyelerin özelliği, solucan gübresiyle yetiştirilmeleridir.

Aksiyon dergisinde bu hafta Tuba Kabacaoğlu’nun imzasıyla yayımlanan haberde Burçin Karababa’nın, kızıyla başlayan organik tarım merakı anlatılıyor. Burçin Hanım araştırmalar yapıp literatür taramalarına koyulur. Fakat ulaştığı bilgiler çok kısıtlıdır. Hatta birkaç büyük üniversitede de istediği ayrıntılara ulaşamaz. Tam yedi ülkeyi sırf bu sebeple dolaşır. Artık kafasına koymuştur. Solucandan gübre üretecek ve kendi gibi düşünen, bunun ihtiyacını hisseden insanlara yardım edecektir. Ormanlardan topladığı kırmızı solucanları topraktan ayırmak aylarını alır. Ve 500 adetle işe koyulur. Evinin her bir köşesine âdeta laboratuvar kurar. Akvaryumlarda solucanlar neyle beslenir, ne kadar yaşar, nasıl ürer, kaç yumurta bırakır ve bu yumurtaların kaçı yaşar türünden bir dizi amatör çalışma ve gözlem yapar. Sonuç onu her geçen gün biraz daha memnun eder. Solucanlarla kurduğu bağ ise artarak devam eder…

haberin devamı…